Nitel ve nicel ne anlama gelir ?

Koray

New member
Nitel ve Nicel: Bir Köydeki Zıt Dünyalar

Herkese merhaba! Bugün size, birkaç yıl önce karşılaştığım bir hikâyeyi anlatmak istiyorum. Belki de "nitel" ve "nicel" gibi matematiksel ve akademik terimlerin ne kadar derin anlamlar taşıyabileceğini hiç düşünmediniz. Ama bir zamanlar, küçük bir köyde tanık olduğum bir olay bana bu kavramların ne kadar büyük farklar yarattığını gösterdi. Hadi gelin, birlikte bu hikâyeye dalalım.

Köydeki İki Dünyanın Hikayesi

Bir zamanlar, Türkiye'nin güneydoğusunda, yemyeşil dağlarla çevrili küçük bir köy vardı. Bu köyde insanlar, birbirlerine çok bağlıydı. Herkes birbirinin derdine derman olmaya çalışır, sohbetlerin çoğu kahve bahçesinde yapılır, kararlar birlikte alınırdı. Ama bir gün, köyde iki farklı bakış açısının savaşı başladı. Her şey, köyün gençleri arasında yapılan bir okul projesinin sonucu olarak başladı.

Projenin konusu, köydeki kadınların ve erkeklerin iş gücüne katkılarını karşılaştırmaktı. Ancak bu basit konu, köyde hiç de beklenmedik bir şekilde büyüdü. Kadınlar ve erkekler, projeyi kendi bakış açılarıyla ele aldılar ve farklı yönlerden yaklaşmaya başladılar.

İlk Bakış: Ali'nin Stratejisi

Ali, köyün en genç öğretmeniydi ve her zaman sayılarla konuşmayı seven biriydi. O, insanların hangi işi daha verimli yaptığına dair sayılar ve oranlar ile çözüm üretmeye çalışıyordu. Ali için “iş gücü” demek, saatlik üretim, verimlilik ve belirli bir süre zarfında yapılan iş demekti.

"Kadınlar, genelde ev işleriyle uğraşıyorlar. Hadi ama, bunu sayılarla gösterelim," dedi Ali, projeyi başlatırken. Ali, çok sayıda anket düzenledi, her evin kaç saatte hangi işleri yaptığını saydı ve nicel verilerle bir analiz oluşturdu. Her şey sayılara ve oranlara dayanıyordu. Kadınların günlük çalışma saatleri, erkeklerin tarlada harcadığı süre gibi veriler onun için en önemli göstergeydi.

Ali’nin bakış açısına göre, her şey rakamlarla çözülebilirdi. Bir tablodaki veriler ne kadar doğruysa, çözüm o kadar netti. Ancak, köydeki bazı kadınlar Ali'nin projeye yaklaşımını pek sevmediler. "Sadece saatler, rakamlar, veriler... Bunlar yalnızca dışarıdan bir bakış açısı," diyorlardı. Çünkü onlar, işin arkasındaki duyguya, ilişkiler ve insanlar arasındaki bağlılığa, daha çok empatik bir bakış açısıyla yaklaşmak istiyorlardı.

Diğer Bakış: Zeynep'in Perspektifi

Zeynep, köydeki en deneyimli kadınlardan biriydi. O, sayılarla ilgili düşünmektense, ilişkiler ve toplumsal bağlarla ilgileniyordu. Her gün tarlada çalışan erkeklerin yanında yemek yapan, ev işlerini koordine eden Zeynep, "İşin sadece sayılara indirgenmesi doğru değil," diyordu. Zeynep için, sayılar, işin aslını anlatmazdı. Ona göre, bir kadının iş gücü sadece saatlik çalışmaya dayalı değildi. Kadınlar, bazen görünmeyen, ama çok önemli olan bir şey yapıyorlardı: Evdeki toplumsal yapıyı kuruyorlar, aileyi bir arada tutuyorlardı.

Zeynep’in projeyi ele alış şekli farklıydı. O, kadının iş gücünü, evdeki işlerin birbirini takip eden döngüsü, aile içindeki roller ve kadınların toplumsal yapıdaki etkisiyle tanımlıyordu. “Bunu sadece verilerle anlatmak, kadınların emeklerini küçümsemek olur," diyordu Zeynep. Zeynep, niceliksel verilere karşı değil, fakat bunların yanı sıra nitel bir bakış açısının da önemini vurguluyordu. Onun için, kadının değeri yalnızca bir saatlik çalışmada veya bir günde yaptığı işte gizli değildi. Kadınlar, evdeki duygusal iş gücünü, çocukların eğitimini ve ev içindeki dayanışmayı sağlıyordu.

Zeynep, köydeki diğer kadınlarla birlikte, kadınların toplumsal katkılarını anlatan bir dizi hikâye topladı. O, bu hikâyelerin içinde kadının sabırla işlediği günlerin, gece uykusuz kaldığı anların ve ilişkileri iyileştiren bakışların olduğunu biliyordu. “Verilerde göremediğimiz çok şey var,” diyordu.

İki Dünya, Bir Proje: Çatışma ve Dönüşüm

Zeynep ve Ali’nin yaklaşımları, zamanla köyde büyük bir çatışmaya yol açtı. Ali, Zeynep'in duygusal yaklaşımını “belirsiz” ve “soyut” buluyordu. Zeynep ise Ali'nin sayılarla her şeyi açıklama çabasını "gerçekleri saptırmak" olarak görüyordu. Ancak, sonunda köyün ileri yaştaki akil insanlarından biri, çözüm için önemli bir öneri sundu: "Hepinizin bakış açısı doğru, fakat farklı. Ali'nin rakamları ve Zeynep'in duyguları birbirini tamamlayabilir." Bu çözüm, bir köprü kurarak, sayısal verilerin nitel bakış açılarıyla nasıl birleşebileceğini gösterdi.

Ve böylece, Ali’nin sayısal verileri ve Zeynep’in nitel hikâyeleri birleştirildi. Her ikisi de, köyün iş gücünü, birbirini tamamlayan iki farklı perspektifle sundular: Ali’nin sayıları, Zeynep’in ilişkisel anlatımlarıyla daha derin bir anlam kazandı.

Sonuç: Nicelik ve Nitelik Birleşebilir mi?

Hikâyemiz, bizlere bir şey öğretmiş olabilir. Nicelik ve nitelik, birbirine zıt gibi görünse de aslında birbirini tamamlayan iki farklı bakış açısıdır. Her biri kendi başına güçlüdür, ancak birlikte çalıştıklarında daha güçlü bir bütün oluştururlar. Niceliksel veriler, toplumsal yapıları anlamamıza yardımcı olabilirken, nitel yaklaşımlar da bu verilerin arkasındaki insan hikâyelerini, duyguları ve ilişkileri anlatabilir.

Sizce, niceliksel veriler mi yoksa nitel bakış açıları mı daha önemli? Hangi durumda her iki bakış açısının birleşmesi daha etkili olabilir? Bu tür projelerde sizce hangi dengeyi kurmak daha sağlıklı olur?